Beyzanur Şimşek
11 Mayıs 2026
5/5
Bosna Hersek turuna giderken güzel bir gezi yaşayacağımı düşünüyordum; ama meğer insan bazen bir ülkeyi değil, bambaşka bir hissi tanımaya gidiyormuş. Bu yolculuk sadece görülen yerlerden ibaret değildi; insana kendini değerli hissettiren, samimiyetin hâlâ gerçekten var olduğuna inandıran çok özel bir deneyimdi.
Yemekler öylesine seçilmiş yerler değildi… Nerede en güzel tat, en güzel ortam varsa oraya gidildi. Herkesin ne istediği tek tek dinlendi, önemsendi ve uygulanmaya çalışıldı. Bir turdan çok, sevdiğiniz insanlarla çıkılmış bir yolculuk gibiydi.
Tarık Bey ve Muhammed Bey ise bu işin en unutulmaz tarafıydı. Rehberlik yapmaktan çok daha fazlasını yapıyorlar; insanın en küçük detayıyla bile ilgilenip her an yanında olduklarını hissettiriyorlar. Tek başınıza bile katılsanız bir yabancılık hissetmeniz mümkün değil. Çünkü sizi bir müşteri gibi değil, emanet edilmiş bir misafir gibi görüyorlar.
Ve tüm gezi boyunca aklımdan tek bir şey geçti: “Bir insan, maddi karşılığın çok ötesinde bir iyiliği nasıl bu kadar içten yapabilir?” Çünkü ortada sadece planlanmış bir tur yoktu; emek, vicdan, samimiyet ve kalpten gelen bir özen vardı.
Maneviyatı, eğlencesi, sohbeti, huzuru ve hissettirdiği o tarifsiz güven… Bazı yolculuklar bittiğinde sadece fotoğraf bırakmaz, insanda iz bırakır. Bu gezi de tam olarak öyleydi.
Bazı şeyleri ne kadar anlatırsanız anlatın eksik kalır… Bu yorumu okuyorsanız bir gezi planı yapmak üzeresiniz demektir. Kesinlikle bir şans verilmeli çünkü ikinci şansı başkasına vermek istemeyeceksiniz bile.